
İstanbul, 11 Ekim 2026
Babam,
Bugünlerde seninle dertleşmeye o kadar ihtiyacım var ki. Gün geçtikçe zorlaşan günlerden geçiyoruz. Gözümüzü sürekli “Son Dakika!” haberleriyle açıyoruz. Sabah uyanıyorum, televizyonu açıyorum. Ekran kıpkırmızı, “Son Dakika!” Mutlaka bir yerde bir olay. Okullarda çocuklar silahla, bıçakla birbirini öldürüyor. İçimiz yanıyor. Siyaset toz duman. Belediye başkanlarının tutuklanmaları, parti değiştirmeleri günlük olay oldu. Bana çok ağır geliyor. Biri için o laf çıkıyor, o kişi derhal inkar ediyor. “Olur mu? Ben? Mümkün değil!..” Hatta, içlerinden biri vardı ki, “Annem evlatlıktan reddeder! Karım beni boşar!” dedi. Sonra bir baktık, törenle yeni partisinin rozeti takılıyor, “Beni boşar!” dediği eşi de yanında. Bazılarını çok mahcup, sıkıntılı görüyoruz. Belli bazı şeyleri içine oturtamamış, sindirememiş. Ama bazıları da var ki aman! Bir neşe, bir neşe, kabına sığamıyor! Onların o halini görünce de insanın ağırına gidiyor. Kendini zaten aldatılmış hissediyorsun, bu davranışları daha da beter ediyor. Valla genel olarak herkeste bir umutsuzluk, bir sıkışmışlık…
Ekonomi de berbat zaten. İnsanlar evlerini zor geçindiriyor, karınlarını zor doyuruyor. Gittikçe kötüye gidiyoruz. Ne yapacağız? Birbirimize tutunmaya çalışıyoruz.
Okumaya devam et








